Akasya AVM Kent Kule B1 Blok Acıbadem / İstanbul
Bizi Arayın: +90 (505) 917 1210

Reflü

Reflü ( Mide Fıtığı ) Cerrahisi

Reflü Nedir?

Reflü kelime anlamı olarak geri kaçış demektir. Reflü nün vücudumuzda olduğu birçok bölge vardır ve her biri ayrı bir hastalık sonucu oluşur. Eğer yemek borusu mide bileşkesinde reflü yani mide içeriğinin yemek borusuna doğru geri kaçışı olursa biz bunu Gastroözofageal Reflü olarak tanımlarız. Reflünün birçok sebebi vardır hatta yeni doğmuş bebeklerde kas disfonksiyonu nedeniyle fizyolojik (doğal) olarak reflü vardır. Reflü tek başına önemli değildir. Reflü nün önemli olmasının sebebi içeriğidir. Mide içeriği asidik olduğu için reflü oluştuğunda yemek dorusunun alt ucu aside maruz kalır. Normal şartlarda mide dokusu aside karşı dirençlidir, yemek borusu dokusu ise aside çok duyarlıdır ve tahriş olur. Uzun dönemli reflü neticesinde yemek borusu alt ucu aside uzun dönem maruz kalınca ciddi tahrişler ve bunun sonunda barret özofagus hastalığı yemek borusu alt ucu kanseri riski artar.

Reflü’nün Tanısı Nasıl Konur

Reflü’nün tanısı için altın standart yöntem endoskopidir. Endoskopi de yemek borusu ile mide arasında halk arasında kapakçık olarak telafuz edilen. Hiyatus bölgesinde yetersizlik sonucu genişleme ve midenin karın boşluğundan göğüs boşluğuna doğru hareket ettğini tespit ederiz. Bazen rastlantısal olarak Akciğer röntgeni veya Toraks tomografisindede görülebilir. Ama kesin tanısı için endoskopi yapmak gerekir. Endoskopi yapılırken fıtık tespit edilirse 24 saat Ph monitörizasyon işlemi yapılarak tanımız daha da netleşir.

Reflü’nün Belirtileri nelerdir?
  • Ağıza acı su gelmesi
  • Mide’de yanma
  • Mide bulantı hissi
  • Ağızda kötü koku
  • Geğirme hissi
  • Kuru öksürük
  • Astım atakları
  • Nefes darlığı
  • Göğüste yanma hissi
  • Ses kısıklığı
Reflü neden olur?

Reflü basit bir dille anlatmaya çalışırsak tek yönlü açılıp kapanan kapakçık mekanizmasının bozulup her iki yöne geçişe izin vermesi sonucu oluşur. Fakat bu geçiş herzaman bozukluk sonucu oluşmaz.

  • Reflüyü bazen yediğimiz yemekler tetikleyebilir. Kızartma tarzı yiyecekler, çok yağlı yemekler, süt ve süt ürünleri gibi gıdalar sfinkter gevşemesine sebep olarak hastalık olmadan da reflü oluşturabilir.
  • Ayrıca mide asidini arttıran kahve, kola, enerli içecekleri gibi kafeinli içecekler, alkol ve baharatlı gıdalarla da yine hastalık olmadan reflü yapabilir.
  • Özellikle yukarıda saydığımız beslenme tarzı gibi besinleri geç saatlerde tüketmek ve bunları yedikten hemen sonra yatmak ta reflüyü tetikler.
  • Aşırı kilolu olmak reflüyü arttırır
  • Kullanılan bazı ağrı kesici ve tansiyon ilaçları reflüyü tetikleyebilir.
  • Genetik sebepler, sık kilo alıp vermek veya çok çiğnemeden büyük lokmalarla yemek yenmesi ve bir öğünde çok miktarlarda yemek yeme şeklinde beslenme alışkanlığı olanlarda mide fıtığı ( hiyatal herni) nedeniyle reflü olur. Bu neden dışındaki tüm nedenler aslında beslenme tarzı ve bazı alışkanlıkların değiştirilmesi ile tedavi edilebilirken bu sebeple reflü oluşuyorsa tedavisi cerrahidir.
Reflü kimlerde olur?

Reflü toplumların beslenme tarzı ve genetik mirasları doğrultusunda değişkenlik gösterse de ortalama %40 görülme sıklığı vardır.

  • Her 10 kişiden 2 si ise reflü tedavisine çözüm aramaktadır.
  • Tüm yaş gruplarında görülebilmesi ile birlikte sıklıkla 35-45 yaş grubunda ortaya çıkar.
  • Bebeklerde doğuşta fizyolojik olarak görülür. En geç 4 yaşına kadar tedaviye gerek duyulmadan düzelir.
  • Obezlerde daha çok görülür.
  • Çok sık kilo alıp veren kişilerde sık olarak görülür.
  • Stres reflü sebebi olmamakla birlikte stresli kişilerde reflü belirtileri daha net hissedilir.
  • Genetik yatkınlığı olan kişilerde daha çok görülür.
Tedavi edilmeyen reflü nelere yol açabilir?

Mide’nin normal mukozası asite karşı dirençli olmakla birlikte yemek borusunun mukozası ise asite karşı çok duyarlıdır. Dolayısıyla reflü sonucu mide içerisinde olan asitli sıvıya yemek borusu uzun dönem maruz kalırsa ciddi tahriş olup uzun dönemde bazı kötü sonuçlara sebep olabilir.

  • Uzun dönem tahriş olmuş yemek borusunda yuttuğumuz yemeklerin iletilmesini sağlayan hareket bozulacağı için özellikle katı gıdalarda yutma güçlükleri olabilir.
  • Ayrıca kronik tahriş sonucunda kronik enflamasyon ve yemek borusunun sonunda darlıklar oluşturabilir ve bu yüzden kişi artık katı gıdaları yutamaz hale gelebilir.
  • Daha ileri durumlarda artık kronik asit maruziyeti sonrası yemek borusunun yapısının değişmesi sonucunda yemek borusunun alt ucunda %5 oranda kanser gelişimine sebep olabilir.
Reflü Tedavisi nasıl yapılır?

Reflü tedavisinin düzgün yapılabilmesi için mutlaka sebebini net olarak ortaya koymak gerekir. Yoksa yanlış tedavilere çok açık bir hastalıktır. Temel olarak 2 başlıkta toplayabiliriz

Cerrahi olmayan tedaviler:
Yaşam tarzı değişiklikleri

Reflünün en sık sebepleri arasında yanlış beslenme alışkanlıkları yatar. Dolayısıyla hastaların özellikle reflüyü tetikleyen kızartma, yağlı gıdalar, baharatlı yiyecekler, süt ve süt ürünleri, kahve ve bu tarz kafeinli içecekler, alkol ve sigara gibi reflüyü tetikleyen gıdalardan uzak durması, bunula birlikte özellikle geç saatlerde yemek yeme alışkanlığının değiştirilmesi, yemek yendikten hemen sonra yatılmaması, düzenli spor ve kilo vermenin sağlanması gibi önlemlerle eğer altta yatan mide fıtığı gibi bir sebep yoksa büyük ölçüde reflü tedavi edilmiş olur.

İlaçla tedavi

Özellikle mide asidi çok fazla olan ve yaşam tarzı değişikliklerine ek olarak hastalar mide koruyucu ve antiasit özelliği olan ilaçlarla tedavi edilebilmektedir.

Cerrahi tedaviler:
Endoskopik Yöntemler:

Ameliyat yapmadan endoskopi yardımıyla dikiş atmak, kapakçık bölgesine köpük sıkmak veya bu bölgeye radiofrekans yapılması şeklinde yöntemler olmakla birlikte başarısı düşük ve henüz tam anlamıyla tedavi seçeneği olarak kabul görmemiş yöntemlerdir. Henüz hala deneysel olarak ilerletilme çabaları mevcuttur.

Laparoskopik Yöntemler:

Mide fıtığına bağlı reflünün tedavisinde altın standart yöntemdir. Temel olarak iki şekilde yapılmaktadır.

  • Klasik Laparoskopik Yöntem: Bu yöntem klasik olarak yapılan ve hastanın karnında küçük 5 adet delik yardımıyla yapılan yöntemdir.
  • İzsiz Laparoskopik Yöntem: Bu yöntem hastanın göbek deliğinin içinden tek bir kesi yapılarak iz bırakmadan yapılan yöntemdir. Klasik laparoskopik yöntemden farkı tek delikten yapılması ve sonuçta hastanın karnında hiç iz bırakmamasıdır.

Dr. Ahmet Bekİn'e SORUN!